“Bütün bitkiler birkaç yüzyıl ortadan kaybolsa ne olur?”
İnsanlığın varoluşundan çok çok uzun yıllar önce de burada, evimizde, dünyamızda var olan bitkilerin bir gün tamamen yok olabileceğini düşünmek hepimizi ürkütür sanırım. Bu sorunun cevabını düşünürken gözümün önüne o müthiş animasyon filmi Wall-E geldi. Küçük robot Wall-E, dünyada son kalan bitkiyi nasıl da koruyup kollamaya çalışıyordu. Ve çoktan başka gezegene göç etmiş ve orada başkalaşmış insanlığın nasıl da ihtiyacı vardı o bitkiciğe.
Bitkiler birkaç yüzyıl ortadan kaybolursa insanlık ne durumda olur, hâlâ var olabilir miyiz bilemiyorum. Ama bu ve benzeri sorularla bizi baş başa bırakan çocuk kitaplarını çok seviyorum.
Büyük Uyku işte o kitaplardan biri. Dağınık Oda kitabıyla tanıştığım sevgili Sabri Safiye’nin bu son kitabı da Günışığı Kitaplığı etiketiyle okurlarla buluştu. Yine bir çocuk kitabı. Fakat doğayı neredeyse unutan biz yetişkinleri de o büyük uykumuzdan uyandıracak kadar etkili.
Kitabın ana karakteri Kerem, botanikçi. Kendisini şöyle tanımlıyor: “Ben geçen hafta üniversiteyi bitirdim ve artık diplomalı bir botanikçiyim. “O da ne demek?” diye sorarsanız genellikle bitki bilimci cevabını alırsınız. Oysa ben daha fazlasıyım. Bana bir “bitki sırdaşı” denilebilir.”
Üniversite mezunu Kerem, çocukluk yıllarına dönerek bize nasıl “bitki sırdaşı” olduğunu anlatıyor kitapta. Yine kendi yaşlarında ve ara ara “gizemli” davranan arkadaşı Nergis sayesinde doğanın sesini duymayı başaran Kerem’in botanikçi olmasının temelleri o maceralı günlerde saklı. Kerem ve Nergis’in mantarlarla, sincaplarla, ulu ağaçlarla geçen orman gezileri gözümüzün önüne muhteşem bir doğa manzarası getiriyor okurken. Ama elbette hiçbir hikâyede her şey bu kadar toz pembe gitmez. Tıpkı yaşamlarımızda olduğu gibi doğayı katletmek isteyenler; doğanın evimiz olduğunu düşünemeyen, düşünse de umursamayanlar; hektarlarca alanda ağaç katliamları yapanlar, türlü zehirlerin içme sularına karışmasına sebep olanlar her yerde.
İnsanlardan böylesi eziyet gören bitkilerin de bir planı var elbet. Büyük bir uykuya dalmak. Peki bitkiler insanlığı protesto ederse ne olacak? Hep birlikte bir anda çıkarlarsa hayatlarımızdan?
Kerem ve Nergis bitkilerin sesini dinlemek, onlarla konuşmak için çıktıkları yoldan büyük kazançlarla geri dönüyor. Onların bu nefes kesen macerası çocuk okurlara farkındalık kazandırması açısından önemli. Okurlar, Kerem ve Nergis ile ormanı tanıyacak, bitkilerin birbirleriyle ve diğer canlılarla etkileşimlerine şahit oldukça belki de doğayı daha çok sevecekler. Günümüzde artık evlerden çıkmayan çocuklar, belki de koşup bir ağaca sarılarak sesini dinlemeye gayret edecekler.
Her şey toz pembe değil demiştim. Hikâyenin kötü kahramanları da var elbet. Onları tanımıyoruz ama ne yaptıklarını biliyoruz. Büyük Uyku bu açıdan da çocuk okurların sorular sormasını ve cevapları düşünmelerini sağlayacak.
Doğa bizim evimiz. Bilinçli çocuklar yetiştirmek geleceğimizin kurtulması yolunda bir adım. Bunun yollarından biri de böyle kıymetli eserleri onlarla buluşturabilmek. Sabri Safiye, Büyük Uyku ile belki de biz yetişkinleri uykumuzdan uyandırmaya çalışıyor. Büyük Uyku’yu 8 yaş ve üzeri tüm okurlara, ebeveynlere, çocuk kitabı okumayı sevenlere, çocuk kitaplarının şifasına inananlara gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.