
Günü yaşa. Kitap kulübümün tavsiyesi olduğu dışında yazar ve kitap hakkında hiçbir şey bilmeden okumaya başladım ve ancak okurken romanın gidişatından ve betimleme gücünden çok etkilendiğim bu yazarın oldukça meşhur biri olduğunu ve onu tanımamamın benim cehaletim olduğunu düşündüm ki öyleymiş gerçekten. Saul Bellow(1915-2005)yılları arasında yaşayıp çok sayıda eser üretmiş ve 1976’da jürinin bu kitabını önceleyerek Nobel Edebiyat ödülü verdiği Amerikalı yazar.
Günü Yaşa (Sieze The Day) Kitabın ismi neşeli bir kitap okuyacağınız belki de bir gelişim romanı okuyacağınız izlenimi verse de başlangıçtan itibaren gittikçe hüzünleniyorsunuz. Bir loser anlatısı. Diyebilirim ki arada bir yerleştirilen mizah gülümsetse bile okurken sıklıkla, canım ya, Yazık bu adama, gibi ifadelerle kendi kendime konuşarak içimdeki acıma hissini bastırmaya çalıştım! Çok samimi ve derinlemesine bir anlatı. Oldukça minimalist bir kurgu ile bu hayatta bir kaybedeni o kadar düşündürücü ve detaylı anlatıyor ki, bu hep kaybetmeye mahkûm genci neredeyse görüyorsunuz. Onu anlamaya çalışırken kendiniz hakkında, aileniz hakkında ve ebeveyn iseniz ebeveynliğiniz hakkında ve tabii ki bu modern dünyanın vahşi gidişatı hakkında düşündürüyor sizi. Bir kitap için bu yetmez mi? Kısaca insanı anlatan bir kitap. İnsan ruhunun herkeste farklı olan biricikliği. Yenilgileri, zaferleri, aldanışları, sevgi ve nefretleri vs. vs. Bir varoluş anlatısı.
Bu duygusal ve düşünsel romanı okuyup bitirdiğinizde kitabın isminin günümüz modern dünyasının mottosu olan “günü yaşa, anı yaşa” sloganına ironi yaptığını anlıyorsunuz. Günü Yaşa / Sieze A Day / Carpe Diem: Biliyorsunuz bu ifadeyi popüler hala getiren Ölü Ozanlar Derneği filmi. “Sadece bir tane hayatınız var ve şimdi yapmayacaksınız da ölünce mi yapacaksınız? Dünü boş ver, yarın da belli değil zaten,” Bu ve benzeri ifadeler gittikçe sıkışan geleceğe şüpheyle bakan yenidünya insanının zihnine çakıldı. Yaşa, keyfine bak, yarını düşünme gibi sözüm ona bir yaşam felsefenin slogan öğretilerinden biri oldu. Oysa bu kavramın tarihçesi çok eski. MÖ yaşamış Latin şair Horatius’a ait ve şimdiki çaresiz modern insanın anladığı anlamda değil. Bugünü yaşa derken, yarın için yapman gerekenleri yap, an dediğin çok kıymetli ve geçiyor, geçmiş geçmişte kaldı, bugününden sorumlusun demek. Yoksa günümüzde anlaşıldığı gibi, vur patlasın çal oynasın, yarını boş ver, demek değil. Bu yanlış şekilde anlaşılmasının sebebi tabii ki doludizgin hızla belirsizliğe ve çaresizliğe giden dünyada ne yapacağını şaşırmış modern insana bunun iyi gelmesi. Bu slogan yaygınlaşarak, neredeyse bu vahşi dünya düzeninin devamını sağlayan yalancı bir panzehir gibi oldu. Tabii ki gerçekler böyle değil. Roman kahramanımız Tommy gibi, adına medeniyet dediğimiz sıkışmış ve kalabalık insan kümeleri ve rastladığın çeşitli bencil ve dolandırıcılar arasında nefes alamıyorsan ve yarın için umutların tükenmişse nasıl vur patlasın çal oynasın yapabilirsin? Yarınına ait çok belirgin dertlerin varsa şu içinde bulunduğun anı nasıl keyifle yaşayabilirsin? Olanaksız bir şey. Romanın ismi ve konusu tam da bunu diyor.
Tommy Wilhelm kırk yaşlarında gençliğini hayallerinin peşinde tüketmiş, maddi ve manevi bir iyilik elde edememiş başarısız genç bir adam. Babası oldukça başarılı ve dişi ile tırnağı ile savaşıp istediklerini yapmış zengin bir doktor. Katı ve sevgisiz. Durumu anladınız sanırım. Babasına kendini ispatlamak için çırpınan ama yeterli bir özgüvene ve bu çarpık dünya düzeninde olması gereken savaşçı ruha sahip olamadığından devamlı tökezleyen hata üzerine hata yapıp yanlış insanlarla karşılaştığını bile anlamayan, anlasa bile bir türlü girdiği bataktan kendini kurtaramayan iyi huylu naif bir adam Tommy. Evlendiği kadın son derece acımasız, babası son derece duyarsız, iş yaptığı insanlar son derece ahlaksız. Roman bu karakterlerini öyle bir betimlemiş ki hepsi sahici hayatın içinden ve mutlaka bir yerlerden tanıyorsunuz.
Okuma zevkinizi kaçırmadan söylemelim ki psikolojik katmanlı romanlar okurun ufkunu açıyor düşüncesini ve ilişkilerini çeşitlendiriyor. Bol tartışma ortamı yaratan bir kitap. Daha ne olsun?
Bu büyük yazarın başka bir kitabını okumak için sabırsızlanıyorum.
edebiyathaber.net (6 Mart 2025)