“İyilik Yap Denize At”  | Burak Soyer

Şubat 21, 2025

“İyilik Yap Denize At”  | Burak Soyer

Ayşegül Dede’nin son kitabı “İyilik Yap Denize At”, “İyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlik bilir” vecizesini özlü bir şekilde vücuda getirerek ortaya birlik ve dayanışma dolu bir hikâye çıkarıyor.

Ayşegül Dede, 1981 yılında İstanbul’da doğmuş. 2012 yılında kurduğu Kidsnook Masal Akademisi’ni kurmuş. Çocuklara resimli çocuk kitapları, masallar anlatmayı, çocuk şarkıları söylemeyi ve resim çizmeyi çok seven, aynı zamanda “Çocukla İletişimde Hikâye Anlatıcılığı” eğitimleri veren Ayşegül Dede, şimdiye kadar yazdığı, “Hadi Masal Anlatalım”, “Masal Mutfakta”, “Duvarın Arkasında Ne Var”, “Biri, Diğer, Öteki, Beriki”, “Kanatlarım Var benim”, “Sarı Balonun Yolculuğu” ve “Horozumu Kaçırdılar” kitaplarının ardından yeni kitabı “İyilik Yap Denize At”ı minik okurlarıyla buluşturdu. Timaş Çocuk Yayınları etiketiyle yayımlanan kitap, ekmeğini denizden çıkaran küçük bir sahil kasabasının sakinlerinin göğün delindiği bir günde başlarından geçen macerayı, sade, akıcı ve anlaşılır bir dille anlatıyor. Eda Ertekin Toksöz’ün resimlediği “İyilik Yap Denize At”, Ayşegül Dede’nin çocuk edebiyatındaki maharetlerinin de zirveye ulaştığı bir kitap olarak kayıtlara geçiyor.

Gerçek anlamda bir balıkçı kasabası olan Mercankaya’da yaşayanların tek geçim kaynağı denizdir. Sabahları tekneler maviliklere doğru günün kısmetini bulmak için yola koyulurken, kasabanın çocukları da kasabanın tek okulunun yolunu tutarlar. Mercankaya’nın afacan ufaklığı Selim, tüm kasabanın tanıdığı, ufak tefek sevimli yaramazlıklarıyla kasaba sakinlerinin gözünde ayrı bir yeri olan sevimli bir çocuktur. Selim, hafta içi her sabah olduğu gibi sırtında kendisinden ağır çantasıyla okula giderken üzerinden bir martı sürüsü geçtiğini görür. Tuhaf bir sesle onların dikkatini dağıtıp kendince eğlenmek isterken, martıların üzerine pislemesiyle bu yaptığına pişman olur. Üstünü başını temizlemek için kasabanın meşhur dört musluklu çeşmesinin yolunu tutar.

Musluklarından ikisi akan, ikisi akmayan çeşmede kıyafetlerini ve başını temizlerken “İyilik yap denize at” diye başlayan devamında sadece “Balık” sözcüğü seçilen bir yazı görür. Ne anlama geldiğini bilmeden soluğu Madrabaz Hasan’ın yanında alır. Madrabaz Hasan, her sabah olduğu gibi simit, peynir ve çaydan oluşan kahvaltısıyla denizi ve balıkçı teknelerini gözlemektedir. İkisi sohbet ederlerken Selim tostunun yarısını denize atar. Madrabaz Hasan neden böyle bir şey yaptığını sorduğunda Selim, çeşme duvarında gördüğü yazıya istinaden balıkları beslemek için tostunun yarısını onlarla paylaştığını söyler. Hasan da o vecizenin devamını getirir ve ne anlama geldiğini anlatır. Bu arada da Selim’in babası Bilal Kaptan’ın teknesin karaya yaklaştığını görürler. Tekne yaklaştıkça kıyıdaki kedilerin sayısında da gözle görülür bir artış olur. Ancak gri, zayıf mı zayıf bir kedi yalpalayarak çöp kutularının arasında gezinmektedir. Selim kedinin açlıktan bu hâle geldiğini düşünerek ona biraz balık verir. Ancak kedinin bu yalpalamaları devam etmektedir.

Bilal Kaptan karaya yanaşıp da Madrabaz Hasan’la çay muhabbeti yaparken Selim gri kediyi onlara gösterir. Birisi kedinin bıyıklarını kesmiştir ve kediler gerek yön bulmak gerekse etrafındakileri fark etmek için bıyıklarını kullandıklarından bu zavallıcık oradan oraya sürüklenmektedir. Selim, babasına kediye yardımcı olmaları gerektiğini söyler. Babası da bunu onaylar ve gri kediyi evlerine getirirler. Ancak Selimlerin evinde kediye bakmak zordur. Bunun üzerine Selim kediyi okula götürür ve tüm öğrencilerin çok sevdiği öğretmenleri Kemal’e durumu anlatır. Kemal öğretmen ve doğuştan işitme engelli kızı Naz, kediyi sahiplenmeyi kabul eder. Böylece bütün bir kasaba el ele verip hayati tehlikesi bulunan bir kedinin canını kurtarmış, ona sıcak bir yuva bulmuş olurlar…

Ayşegül Dede, “İyilik Yap Denize At” kitabında, “İyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlik bilir” vecizesini sözlü bir şekilde vücuda getirerek ortaya birlik ve dayanışma dolu bir hikâye çıkarıyor. Başta Selim olmak üzere Madrabaz Hasan’dan Bilal Kaptan’a, öğretmen Kemal’den kızı Naz’a kadar kasabanın tüm sakinleri yolunu kaybetmek üzere olan gri kediyi bağırlarına basarak sadece bir can kurtarmakla kalmıyor, aynı zamanda bir kişinin elini taşın altına sokmasının, beraber hareket etmenin yolunu nasıl açtığını da gözler önüne seriyor.

edebiyathaber.net (21 Şubat 2025)

Yorum yapın